Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi
Blog

Kendimizle Barışmak Üzere Çıkılan Bir Yürüyüş

Zarife Elif Kıvanç 07 April 2026 78 okunma
Selam dostlarım,
Bugün çıktığım bir yürüyüşte ruhumun derinliklerine indim. Kulağımda Lord Huron’dan The Night We Met çalıyor. Bu şarkı içimde hep bir umut yeşertiyor. Bakmak ile görmek arasındaki fark, bu şarkı ile kalkıyor sanki.
Dağlar arasında kalmış bir şehirde, dağların bu dünyadaki vazifesinin denge kurmak olduğunu; aslında bütün duygu, düşünce ve davranışlarımızın da iç dünyamızda dengeyi sağlayan en önemli kavramlar olduğunu anlıyorum.
Ruhumun derinliklerine inmek için çıktığım bu yürüyüşte, kendimi bir söğüt ağacının altına oturmuş, sırtımı da gövdesine yaslamış şekilde buldum. Bu söğütle benzerlikler var aramızda. O şu an sapasağlam ayakta ve ilkbaharın gelişine hazırlanıyor; ama belli ki vaktinde o da ait olduğu yerden çıkmış, hatalar yapmış. Köklerinin bazıları toprağın üzerinde, bazıları yara almış; kabuğu soyulmuş.
Keşke şu an resmini size gösterebilsem...
Biz de zaman zaman olmamız gereken yerden çok uzakta olabiliyoruz. Ama unutmamalıyız ki, ağacın yerin altında onu sapasağlam tutan kökleri varsa, bizim de ayakta kalmamızı sağlayan bir zihnimiz, inançlarımız ve kendimize güvenimiz var.
Bu nasıl oluyor, biliyor musunuz? Her insanın hataları olduğu kadar, başarılı olduğu, belki takdir edildiği zamanlar da olmuştur. İşte insan tam da buna tutunuyor.
Sen aslında yaratılanların en güzelisin ve istersen her şeyi başarabilirsin. Biliyorum, “Ben her şeyi mahvettim.” hissi içini kavuruyor. Ama unutma, güzel insan: Her şey geçici. Kötü hissetmen de normal. Kendini suçlayarak değil, durumu kabullenerek yoluna devam et. Geleceğe olan umudunu asla yitirme.
Belki de hatalarımızı, kendimizden uzakken, bir kuyunun dibinde, ıssız bir ormanda, karanlıkta; hiç sesin dahi olmadığı o boşlukta yaptık. O anlarda kendimizi başka biri gibi hissettiğimiz için rahatsız oluyoruz. Ama bakın, benim gibi güzel bakmayı bilen birisi geliyor ve çıkan kökleri en güzel şekilde betimliyor.
Belki de ihtiyacımız olan şey, kusursuz olmak değil; kendimizi olduğu gibi kabul edebilmek. Çünkü insan, en çok kendine rağmen ayakta kalabildiğinde güçlenir.Eminim sizi seven insanlar, kusurlarınıza değil; o kusurların sizi nasıl geliştirdiğine odaklanacaktır.