Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi
Blog

Dilin Terazisi: Müslümanlığımız Sadece Lafta mı Kaldı?

M.Sinan KILINÇ 06 April 2026 30 okunma
Dilin Terazisi: Müslümanlığımız Sadece Lafta mı Kaldı?
​Günlük hayatın koşuşturmacasında, ekranların arkasına saklanarak kurduğumuz iletişimlerde bir şeyi çok çabuk unutuyoruz: Kalp kırmamak. Eskiden "birine bir şey söylemeden evvel acaba incinir mi?" diye düşünen o naif ruh halinden, bugün birbirinin canına kasteden, klavye başında birbirini acımasızca eleştiren bir topluma nasıl dönüştük?
​Eleştiri mi, Yoksa Dozu Kaçmış Bir Saldırı mı?
​Bazen "dürüstlük" kılıfı altında bir eleştiri yapmaya yelteniyoruz ama ucunu kaçırıyoruz. Bazen de "sadece şaka yapıyorum" diyerek karşımızdakinin onurunu zedeliyoruz. Oysa Müslümanlık sadece ibadetlerden ibaret değildir; Müslümanlık, bir duruştur, bir üsluptur.
​"Müslüman, elinden ve dilinden diğer insanların emin olduğu kişidir."
​Bu hadis-i şerifi hayatımızın merkezine koyduğumuzda, aslında tartıda gösterdiğimiz o adaleti, kelimelerimizi seçerken de göstermemiz gerektiğini anlıyoruz. Eğer ticaretimiz dürüst ama dilimiz zehirliyse, bir yerlerde büyük bir eksik var demektir.
​Gönül Köprülerini Yeniden Kurmak
​Eskiler, gönlü Allah’ın tecelligahı olarak görürdü. Bir gönlü yıkmak, bir şehri yıkmakla eşdeğerdi. Bugün ise özür dilemeyi bir zayıflık, nezaketi ise bir demodelik olarak görüyoruz. Oysa asıl güç, öfke anında bile kelimelerini merhamet süzgecinden geçirebilmektir.
​Sonuç Olarak
​Eğer Müslümanlığımız sadece dildeki bir iddiadan ibaret kalmasın istiyorsak;
​Kelimelerimizi birer kılıç gibi değil, birer merhem gibi kullanmalıyız.
​Eleştiri yaparken "yapıcı" olmayı, şaka yaparken "kırmamayı" öğrenmeliyiz.
​Ve en önemlisi, yanımızdaki insanın bizim yanımızda kendini "emniyette" hissetmesini sağlamalıyız.
​Yoksa, ne kadar çok konuşursak konuşalım; samimiyetin olmadığı yerde kelimeler sadece havada asılı kalır.

Mehmet Sinan KILINÇ