Yazmak... Yarabbi, ne güzel bir duygudur o!
Ben yazma eylemini hep bir "katarsis" (arınma) olarak görürüm.
Çünkü yazmak, içimize sığdıramadıklarımızın kâğıda süzülüşüdür; kirlenmişlikten arınmaktır. Yazıyı Sümerler bulmuş olabilir ama "yazmayı" da hassas kalpliler ve çevik zekâlılar bulmuştur.
Onlar ki yazıyı bir heykeltıraş inceliğiyle yontmuş ve bugünkü hâline gelmesinde büyük rol oynamışlardır.
Yazmak, konuşma eylemiyle her zaman paralel bir şekilde ilerlemese de kendi çerçevesi içinde bir bütün olmayı başarmış, bir hafıza ve kültür oluşturacak kadar gelişmiş, genişlemiştir.
Düzgün bir konuşma, şüphesiz alelade bir yazıdan daha etkilidir.
Konuşmanın kendi içinde vurgu ve tonlama gibi ögeleri olduğu gibi, yazının da bunları karşılayan ögeleri vardır:
Yazım (imla) ve noktalama.
Nasıl ki konuşurken hüzün, şaşkınlık, sevinç gibi durumları vurgu ve tonlamayla belirtiyorsak yazarken de bunu yazım kuralları ve özellikle noktalama işaretleriyle belirtiriz. Günümüzde en az dikkat edilen hususların başında gelen yazım ve noktalama kurallarına uymamak, dilimize karşı yapılan büyük ayıplardandır.
Efendim, yazı yazılırken noktalama işaretlerine dikkat edilmezse yazının duygusu tam olarak anlaşılamaz.
Yine aynı şekilde imla kurallarına uyulmazsa bu da anlam karmaşasına yol açar. Örneğin şu cümleye bir bakalım:
"Bende seni dayima kalbimde aklımda ellerimde taşıycam"
İlk olarak "bende" ifadesiyle başlayalım. Buradaki "de" bağlaç olduğu için ayrı yazılmalıdır. "De" bağlacının bitişik yazılması, akla bulunma durum eki olan -de'yi de getirir; çünkü bu ek yer ve zaman bildiren bir ektir ve bitişik yazılır.
Belki "ben de" ifadesinde bağlacın ayrı veya bitişik yazılması cümlenin anlamında tam bir sorun teşkil etmese de farklı sözcüklerde bu durum büyük karmaşalara yol açabilir.
Bu da ciddi yazım hatalarının önünü açar. İhmalkârlıkla bunu bir kenara atmak, beraberinde benim tabirimle "dil cehaletini" de doğurabilir.
Şimdi de "dayima" kelimesine bakalım. Kelimenin doğru yazılışı "daima" şeklindedir ve dilimize Arapçadan geçmiştir.
Konuşma dilinde kelimenin akıcılığını sağlamak adına araya "y" koruyucu ünsüzünün sızması yaygın bir durumdur.
Ancak bu kelime, ölçünlü dilde (yazı dilinde esas alınan dil) böyle yazılmamalıdır.
Çünkü yazım kuralları konuşma diline göre değil, ölçünlü dile göre belirlenir.
Yine "taşıycam" kelimesi de imlaya uymayan ve konuşma diline bağlı kalınarak yazı diline aktarılmış bir başka hatalı kullanımdır.
Kelimenin doğrusu "taşıyacağım" olmalıdır.
Şimdi noktalama işaretlerinin kullanımına bir atfınazar edelim.
Cümlemiz şöyleydi:
"Bende seni dayima kalbimde aklımda ellerimde taşıycam"
Evvela bir yargı bitiyorsa sonuna nokta konmalıdır. Görüldüğü gibi bu cümlede nokta yok. Cümle, yapraklarından arınmış bir ağaç gibi çırılçıplak durmakta.
Devam edelim: Cümleyi kuran kişi "kalbimde, aklımda, ellerimde" ifadelerini art arda sıralarken eş görevli bu kelimelerin arasına vurguyu sağlayan virgül işaretini de koymamış.
Bu eksiklik de cümleyi anlatım bakımından zayıf kılmaktadır.
Cümlenin doğrusu şu şekilde olmalıdır:
"Ben de seni daima kalbimde, aklımda, ellerimde taşıyacağım."
Bakınız, bu durum küçük bir sorun gibi görünebilir. Fakat bizler bu kuralların üzerine kafa yormaya yormaya, bugün başımıza bela olan devasa bir yazım sorunu çıkardık.
Bunun da temelinde söz konusu meseleye önem vermeme ve özensizlik yatmaktadır.
Gerek sosyal medyada dilimize özen göstermeyişimiz gerekse okullarda yeni nesillere bu konudaki bilinci yeteri kadar aşılayamayışımız en nihayetinde bizi bu hâle getirdi.
Ülkemizde yazanların sayısı ne kadar çok olsa da yazısını tam anlamıyla Türkçenin kurallarına uygun düzenleyenlerin sayısı da bir o kadar azdır.
"E, ben Türkçeci miyim?" diye sitem edip bu elzem sorumluluktan kaçanlar da maalesef var.
İmla kurallarını bilmek için illa Türkçe ile ilgili bölümlerden mezun olmak gerekmez; Türkçeyi bilmek ve sevmek yeterlidir.
Bugün çoğumuz vaktimizin büyük bir kısmını telefonda vb. araçlarda geçiriyoruz.
Bu durumu lehimize kullanmalıyız; çünkü en çok orada yazı diliyle karşılaşıyoruz.
Hiç değilse mesajlaşırken ve bir şeyler okurken biraz dikkat etsek kurallar kafamızda daha iyi oturacaktır.
Bugün internette her bilgiye kolayca erişebiliyoruz. Türk Dil Kurumunun resmî sitesinden dilimizdeki tüm kelimelerin doğru yazılışlarına, telaffuzlarına ve noktalama işaretlerinin kullanım şekillerine dilediğiniz zaman ulaşabilirsiniz.
Sosyal medyada da bu minvalde nice içerik üreten onlarca hesap vardır.
Ayrıca dileyen Türk Dil Kurumunun resmî sitesinden Yazım ve noktalama ile ilgili tüm kuralların ayrıntılı anlatıldığı "Yazım Kılavuzu" adlı kitabı da edinebilir.
Bu konuyu bilsek hiçbir şey kaybetmeyiz.
Aksine, dilimizin direksiyonuna hâkim olmayı öğreniriz.
Ulu şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca, "Türkçe Katında Yaşamak" adlı şiirinde Türkçemize şöyle seslenir:
Seslenir seni bana ovam, dağım,
Nere gitsem bulur beni arınmış.
Bir çağ ki akar ötelere,
Bir ak ki yüce atalar, bir al ki ulu oğullar,
Türkçem, benim ses bayrağım...
Biz de ses bayrağımızı sıkı sıkı tutalım ki üzerine asla gölge düşmesin.
Zira ses bayrağımız sessizliğe gömülürse bizim sesimizin de bir anlamı kalmaz.
Türkçeyle kalın.
Yeni yazılarda görüşmek üzere...